Evrim Teorisini Anlayamamanın Dayanılmaz Saçmalığı

Evrim denilen şey, bilim dünyasında daha da özele inersek biyoloji dünyasında şu an bilincinizde beliren kavramlar ve de imgeler bütünlülüğünün, canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanması*dır diye kabaca teorik olarak açıklanmıştır. Evrim geçirmek, anlayamama durumunun başlıca nedenleri arasında yatmaktadır. Bu olaya geçmişten örnekler verince, ''ara geçiş formu neredee, kurbağa bacaklı at kafalı, insan s.kli canlı göstermelisin.'' gibi karaktersizliğin de göstergesi olan sorularla karşılaşılmaktadır.
Evrimde ara geçiş formu diye bir şey olmaz. Her populasyondaki canlıların kendilerine has olan ortamın şartlarına direnme güçleri vardır ki bu; beslenmeyle, yaşarken elde edinilen deneyimlerle, sevişmeyle vs. doğru orantılı olarak değişmektedir. Ortam şartları kötüleştikçe hayat deneyimi fazla olan hayatta kalabilecekken diğeri doğal olarak üzerinde hissedeceği yüksek eziklik duygusundan dolayı toprağa karışacaktır.** Bunun sonucunda da daha iyi sevişebilen canlılar hayatta kalmış ve farklı bir populasyon ortaya çıkmış olur.
Evrimin kabaca anlatımı budur. Bu ilk canlıdan itibaren böyle süregelmiştir. ''Peki ama popuslayon sadece yenileniyorsa, şimdi niye yeni ve tek bir populasyon yok?'' gibi zeka yoksunu bir sorunun ise tek bir yanıtı vardır; göçler. Ezik canlıların tamamı bulundukları sınırlar içerisinde toprağa karışmazlar. Yaşabilecekleri başka yerler bulur ve o yeni yerin yeni şartlarına göre yeniden şekillenirler. Bunun sonucunda ise, iyi sevişebilen bir populasyon değil de iyi güreşebilen bir populasyonun ortaya çıkması kaçınılmaz ihtimaller arasındadır. Ha ilk canlı mı nasıl oldu? Buradan yola çıkarak big bang'in de nasıl olduğunu mu konuşmalıyız? Araştırmak ve okumak erdemli insanların bir görevidir.

Tablo bu haldeyken anlayamamanın tek sebebinin çarpık eğitim sisteminin anlayışsız bireyleşememiş kişiler/kişicikler yetiştirmesine bağlamak, yerinde bir saptama olacaktır. Ki sorunlar bununla da bitmiyor. Bundan daha da büyük bir sorun var önümüzde.* Sorunumuz evrimi anladığını sanan kişiler...


Evrimi anladığını sanan kişilere haklarını vermek lazımdır. Evrimin teorik ama kanuna yakın yapısını ve içeriğini büyük ölçüde anlamışlardır ama anlayışsızlık kültüründen kurtulamadıkları için sürekli kur'an'dan, şundan, bundan örnekler vermeye çalışmaktadırlar. Kur'an'ın eski arap mitolojisinden başka bir şey olmadığına değinmek başka bir araştırma konusudur.

Evrimle ilgili evrime karşı kullanılan ''anti-tez'' sıfatını dahi alamayacak en güçlü açıklama ise; ''Ben maymundan gelmedim lan.''vari açıklamalardır. Evrim teorisi zaten insanın maymundan ürediğiyle ilgili hiç bir teorik bilgiye sahip değildir. Maymun da günümüzde yaşamaktadır, insan da. Kromozom sayıları, kemik yapıları, analog organlar falan filan göz önünde bulundurulduğunda bu neyin göstergesi olur? İnsanla maymunun atalarının ortak olduğunun.

Evrim teorisine inanışla ilgili tabular ise son gündem maddemizdir. Evrim teorisine inanmak diye bir durum yoktur. Bu bilimsel bir teoridir ve içeriği ortadadır. Araştırıp üzerine düşünülmelidir. Bilimsel olarak bir hata görülmesi durumunda ise alternatif bilimsel evrim teorileri geliştirilebilinir. Aklın yolunun bilimden geçtiğine inanmak durumu vardır. Buna inananlar ne ateisttir ne teisttir ne agnostiktir ne mümindir ne deisttir ne de zırtapozdur.*
Bu civanım bilim düşkünü insanlara dini etiketler yapıştırmaya çalışmayın. Herkesin dini inancının kendine ait ama sorgulanabilir olduğunu her gün hatırlayın. Bilimle dinin** kesişim kümelerinin boş küme olduğunu şu an öğrendiyseniz bir daha hiç unutmayın.**

*uludağ sözlük'teki entryim.

0 yorum:

Yorum Gönder